Öfkelenen çocuğu sakinleştirmek için uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman işe yaramaz. O anda çocuğun dikkatini toplaması güç olabilir. Öncelik, kendisine veya başkasına zarar gelmemesini sağlamak ve yetişkinin ses tonunu olabildiğince dengede tutmasıdır. 'Kızgın olduğunu görüyorum, vurmana izin veremem' gibi kısa bir cümle hem duyguyu fark eder hem davranışa sınır koyar.
Kriz geçtikten sonra neyin tetiklediğini konuşmak daha kolaydır. Günün hangi saatlerinde, hangi geçişlerde veya hangi beklentiler karşısında öfkenin yükseldiğine bakabilirsiniz. Açlık, yorgunluk, arkadaş ilişkisi ya da anlaşılmadığını hissetme tek başına açıklama olmayabilir, ama birlikte anlamlı bir tablo oluşturabilir.
Çocuğun duygusunu hemen değiştirmeye çalışmak yerine onu ifade etmenin farklı yollarını düşünün. Kısa bir mola, resim çizme, hareket etme veya konuşmak için daha sonra buluşma gibi seçenekler yaşa göre değişir. Ebeveynin de kendi sınırlarını ve dinlenme ihtiyacını fark etmesi, tutarlı davranmasına yardımcı olur.
Öfke sıklaşıyor, ilişkileri ve okul yaşamını belirgin etkiliyorsa aileyle görüşerek gelişim düzeyi, günlük bağlam ve başka olası güçlükler değerlendirilir. Amaç çocuğu 'öfkesiz' yapmak değil; zor anların anlaşılabilir ve daha güvenli biçimde yönetilmesine destek olmaktır.
Öfke geçtikten sonraki konuşmada çocuğun bakış açısını dinlerken yetişkinin sınırını da koruması mümkündür. “Bir dahaki sefere ne yapabiliriz?” sorusu ortak bir çözüm üretmeye yardımcı olabilir. Çocuk küçükse seçenekleri iki veya üç somut davranışla sınırlamak daha anlaşılırdır. Her krizden sonra uzun bir ders vermek yerine kısa bir onarım ve sonraki sefer için prova yapmak, ailede yorgunluğu azaltabilir.