Bir genç sporcunun antrenmana isteksiz gitmesi her zaman 'disiplinsizlik' anlamına gelmez. Yorgunluk, sakatlıktan dönüş, okul yükü, takımdaki ilişkiler veya hedeflerin artık kendisine ait hissettirmemesi etkili olabilir. Önce sporcunun kendi anlatısını dinlemek gerekir.
Aile ve antrenör desteği değerli olabilir, ancak beklentilerin nasıl ifade edildiği önemlidir. Her görüşmenin sonuç ve performans üzerinden yürütülmesi, sporcunun keyif ve aidiyet duygusunu geri plana itebilir. Çabasını görmek, seçim alanı tanımak ve dinlenme ihtiyacını ciddiye almak sürdürülebilir katılıma yardımcı olur.
Okul, arkadaşlık ve spor arasında sürekli bir fedakârlık yarışı kurulması genci zorlayabilir. Haftalık programın gerçekçiliği, toparlanmaya ayrılan zaman ve sporcunun öncelikleri birlikte konuşulmalıdır. Bedensel sağlık veya beslenme söz konusuysa ilgili hekim ve uzmanların değerlendirmesi gerekir.
Danışma görüşmelerinde motivasyonun ne zaman değiştiği, sporcunun hedeflerle ilişkisi ve çevresindeki destek ağı ele alınır. Amaç yalnızca daha yüksek performans istemek değil, gencin spora daha sağlıklı ve kendi sesiyle katılabilmesidir.
Motivasyonun değiştiği dönemde önce antrenmana devam etmenin ve ara vermenin genç için ne anlama geldiği sorulabilir. Yalnızca yetişkinin hedefini sürdürmek için verilen karar uzun vadede yıpratıcı olabilir. Sporcunun kendi hedeflerini yeniden tanımlamasına alan açmak, gerektiğinde branş veya yoğunluk değişikliğini konuşabilmek önemlidir. Bedensel belirtiler, sakatlık ve beslenmeyle ilgili kaygılar ise yetkin sağlık uzmanlarına yönlendirilmelidir.