Sarsıcı bir olaydan sonra çocuk her zaman yaşadığını doğrudan anlatmaz. Daha önce kolay yaptığı bir şeyden kaçınması, sık sık yanında bir yetişkin istemesi ya da oyunda benzer bir sahneyi tekrarlaması görülebilir. Bu işaretler tek başına bir tanı koydurmaz; değişimin ne zaman başladığı ve çocuğun günlük yaşamını ne ölçüde etkilediği önemlidir.
Önce çocuğun bulunduğu ortamın güvenli ve öngörülebilir olmasına bakılır. Günlük rutinler, yemek ve uyku saatleri, okul ile kurulan iletişim bu dönemde destekleyici olabilir. Yetişkinlerin konuyu sürekli ayrıntılandırması veya çocuğu anlatmaya zorlaması yerine, soru sorduğunda dürüst ve ölçülü bir yanıt vermesi daha uygun olabilir.
Ailedeki yetişkinlerin kendi tepkileri de süreçten ayrı değildir. Onların endişesini bastırması gerekmese de çocuğun tüm duygusal yükünü taşımak zorunda kalmaması için yetişkin desteğini ayrıca düşünmek önemlidir. Çocuğun oyunu, davranışı ve ilişkileri birlikte gözlenir; tek bir belirtiye odaklanılmaz.
Belirgin korku, günlük işlevde kayıp veya güvenlikle ilgili bir endişe varsa gecikmeden uygun uzman desteği alınmalıdır. Psikolojik danışma görüşmesinde ihtiyaç ve uygun yönlendirme açıkça konuşulur; destek planı çocuğun yaşına ve koşullarına göre belirlenir.
Çocuğun güçlü yanlarını ve daha önce işe yarayan rahatlama yollarını hatırlamak da değerlendirmeye dahildir. Okula veya bakıcıya ne kadar bilgi verileceği aileyle dikkatle kararlaştırılmalıdır; gereksiz ayrıntılar çocuğun mahremiyetini zedeleyebilir. İyileşme düz bir çizgi izlemez. Daha sakin bir dönemin ardından bir tarih, ses veya benzer olay eski duyguları yeniden hatırlatabilir. Bu dalgalanma üzerine açıkça konuşmak, çocuğun tepkisini anlamaya yardımcı olur.